Gerçekleri kavramak bazen güçtür, bazen de kendilerini göstermezler, sadece bir ipucu vardır. Ancak görünenin temelinde bizleri bekleyen tehlikeler çoğu zaman ancak başımıza geldiği zaman ne kadar yakın olduğunu anlayabildiğimiz ve artık bir şeyler yapmak için çok geç kalınan durumlara ve olaylara dönüşür.
Çalışan nüfusumuzun yaklaşık %30’unu sosyal güvence altına alan SSK’ya yapılan bildirimlere göre, 2006 yılında 79 bin çalışanımız iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kalmış. Bu kazaların yaklaşık %61’i 50 ve daha az sigortalı çalışanı olan, küçük ölçekli işyerlerinde meydana gelmiş. Ancak rapor edilmeyen kazalar ve sigortasız çalıştırılan işgücü gibi olumsuzluklar bu istatistiklere yansımıyor.
Sadece SSK raporlarına giren iş kazalarından ve meslek hastalıklarından ötürü toplamda 1,85 milyon adam / gün civarında üretim kaybı yaşanıyor. 56,22 bin gün hastanede geçen gün sayısı söz konusu. Bu kazaların %91’i 3 günden daha fazla işe gelinememesine neden oluyor. Olayların % 72’si 4 gün ile 1 ay arası bir iş görememezlikle sonuçlanıyor.
Uluslararası İşçi Örgütü hesaplamalarına göre, ülkemizde yılda 2,8 milyon civarında, 3 gün ve daha fazla izin gerektiren iş kazası meydana geliyor; her yıl 30 bin civarında çalışanımız iş kazaları sonucu yaşamını yitiriyor, etkisi yıllar sonra çıkabilen hastalıklar içinse kesin bir hesaplama yapılamıyor.
Yasal, ticari ve tıbbi maliyetlerin boyutlarının yanı sıra, çalışanın ölümü, sürekli maluliyeti gibi durumlar her bir kaza ya da meslek hastalığının aslında bir buzdağı gibi, su altında çok daha büyük sorunları da beraberinde getirdiğini gösteriyor.